
Hayal gücünün insana yaptıramayacağı şey yok. Hayal gücün varsa her şeyi yapabilirsin, geçmişe bile dönebilirsin. Bazen karanlık gözükse de beynini aydınlatabilir geçmiş. Sabah beynimin mutfağındaki mikserin düğmesine basmadan önce, içine biraz eski filmler, biraz national science musuem da gördüğüm eski teknolojiler, biraz acid, biraz rock n roll, biraz zeynebin Japonya gezisindeki kimona günü, biraz müzikal, biraz sin city ve bolca merak koydum ve düğmeye basınca hayal gücümle süper bir fikir ortaya çıktı. Daha önce böyle bişey yapıldı mı? Yapılmadı mı? bilmiyorum. Google’layıp da hayal gücü balonum patlasın istemedim. O yüzden tamamen bana ait fikri olduğu gibi sunuyorum.
Şöyle bişey olsa en az on kapılı kocaman bir venue düşün. Her bir kapının üzerinde de bunlardan biri yassa: 20’ler, 50’ler, 60’lar, 80’ler hatta 90’lar olsa acid gülen yüzlü şapşal kıyafetlerini düşünsen.
Ve arkadaşlarını toplasan ama çok çok kalabalık olsan, o kapılardan birini çalsan. Kapıyı açanlar yılından kaçmış insanlar olsa ve seni saç ve makyaj odasına alıp o yıllara dönüştürseler, seçsen en güzel kıyafetlerden, seni geçmişteki yeni yıllarına alsalar. Ve sen böylece tümüyle hazır olsan gelecek de olacakları tümüyle bilsen bile bilmiyormuş gibi numara yapıp oynasan.
İlk önce 60’ların kapısını çalardım ben seni bilmem ama hadi sende benimle gel. Saçlarını kapartsınlar jöleyle şekilden şekle soksunlar, kabarık renkli eteklerden birinin altına kısa soket çoraplarını geçirsen ya da darıcık pantolonun altından beyaz çorapların gözükürken fötr şapkan eksip olmasa. Artık hazırız galiba yeni geçmişimize
İçerde girdiğinde bangır bangır 50ler ve 60lar çalsa, tüm mobilyalar bauhous olsa, var olan teknoloji sende müthiş merak uyandırsa ve sen merak içinde keşfederken Grease’den fırlamışlar sana rock’n rol yapmayı öğretirlerken sen deli gibi eğlensen, ya da diğer bir odada Amerikada yaşanan politik kargaşanın nedenlerini tartışsan elinde sigaranla, sanki olanlardan habersiz olsan. Diğer bir odada arkadaşın siyah beyaz televizyon seyrederken Hannover süpürgesi ile yerleri süpürse. Sonra atlasan üstü açık 60 model mavi bir cadillac’a uçsan başka diyarlara ve tüm bunlar olurken şimdiki gelecek zamanı hiç düşünmesen ve geçmişe dönsen.
40’lerde swing yapmayı öğrenirdin ya da asaleti
30’larda araba ve uçaklara merak salardın belki, savaştan habersiz
80’lerde müzik yapmanın muhteşemliğini grupların varlığını anımsardın, ya da çok sevdiğin çizgi filmi izlerdin, sen seç ben hepsini severim: şirinler mi olsun, heman mi?
90’larda timberland üstüne giydiğin göğsune kadar gelen kotunla birlikte amerikanyacılık oynardın mavi ay izlerken.
Ne güzel olurdu böyle hayal gücünü sürükleyen mekanlar olsa her şeyi yeniden öğrensen, geçmişten geleceğe ışık hızıyla geri dönsen, o zaman belki einstain da huzura ererdi E=mc² açığa çıkınca. Böyle bir yer olsa ben kesin bu akşam peşime seni de takarak orda olurdum.
Ps: Fotoğraf makinası istiyorum, ne alsam bilmiyorum. Yetenek içimde açığa kavuşturmak isteyen ve makinadan anlayanların bana mail atması önemle rica olunur.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder