
Dün bütün gün bunu mırıldandım sarı kafam, bu şarkıyı sevmen hiç de tesadüf diil aslında. İyiki annem seni doğurmuş… Chevolution belgeselini izleyince che’nin fidel’den öte olduğunu, koltukta hiçbir zaman gözü olmadığını, bi amaç uğruna hayatını feda ettiğini izleyince ve bu şarkıyı da fonda dinleyince neden hep cuba hayalim olduğunu daha iyi anlıyorum.
Bu yazı hep suda geçiricem taktım kafaya. Havuz, deniz, duş ne olursa. Ben öle suda saatlerce kalmam zaten dalar suyun altında yok olur sonra da çıkarım. Az düşmedim çocukken kışın ortasında havuza ya da atladım diyelim sırf meraktan, kışın havuza girmek nasıl diye… Su düşünceleri yok edip, solungaçlarından içeri oksijen almanı sağlar… Oğlak burcuyum ya hep suya girmeye ihtiyacım varmış öle dediler… Neyseki yaz geldi kafama esince giyicem havaniaslarımı ayağıma şıpıdık şıpıdık şıpıdık 20 dk’da okulun havuzundayım eskisi gibi, iki dalar çıkarım.
Ps: Hayatım karmaşık değilmiş gibi her şey tıkırındaymış gibi yapıyorum. Kuyruğumu dik tutup, ayağımı yere sıkı basıyorum. Uçak bileti ve vize vıdı vıdılarına gömülüp, yeni bir stil kafamda tasarlayıp alışveriş rüyaları kuruyorum, olası yeni evim için mobilyalar bile düşünüp duruyorum:) Hatta bilinmesi gereken 50 tabloyu incelerken, sanat tarihi okumayı bile düşündüm yuhhhhh artık abarttın iyice ceren diyorum içimden. Ressamların hayatlarını okuyup resmi incelemek, onlar gibi düşünmeni sağlıyoo, bunu seviyorum. O yüzden ressamların exhibitionlarında saatler geçirmek hep güzel. Burcu, Ester, Zeynep, Ayşe özledim hepinizi, muhabbetini sevdiğim insanlar niye hep uzakta yaşıyolar hiç bilmiyorum…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder