
"The time is now" yani zaman şimdiyi gösteriyor, tam anında zaman. Şimdi yeni başlangıçlar zamanı, artık değişme ve yenilenme zamanı. İnsanoğlu 26-29 yılda bir değişime ihtiyaç duyarmış, yaşasın değişme zamanı. Şarkıdan da öte ilk revolutionary road filmini izlediğim de kararımı verdim, demek ki bazen filmlerde tıpkı çok sevdiğim, müziklerin, şarkıların hayatıma girdiği gibi hayatıma girebiliyomuş. Ve bunlar bende sonsuz bir merak uyandıyormuş... Evrene, dünyaya ve yaşama karşı, veeeeeee gidiyorum, merakımı daha da çoğaltmaya, hayatımı genişletmeye gidiyorum. Giderken fazla bagaj ücretinden sakınmak ve yükümü en hafife indirmek için, evimi, kıyafetlerimi, endişemi, saçlarımı:)), pembe panterimi, ailemi, arkadaşlarımı, korkumu hepsini burda bıraktım valize sığmadılar... Yanıma sadece birkaç kazak-pantalonumu, ayakkabılarımın tümünü (onlarsız yapamam), i-podumu ve müziklerimi, merakımı ve heyecanımı aldım.
Niye mi yazıyorum??? bu bana genetik miras sanki, Enver dedemin "oğlum Can'a 22 öğüt" yazısını ilk okuduğumda ya da babamın bana yazdığı mektuplarda kendimde gördüğüm bişey... "söz uçar, yazı kalır" ya söz uçsun ve yazı kalsın diye orada gördüğüm, işittiğim, şaşırdığım ve sevdiğim herşeyi zaman zaman beyin kamerama kaydedicem. Record ve play tuşundan sonra size izleticem. Öğrendiğim bir şeyi birine izletmek ve yorum yapmak tek amaç....
Günün birinde, bir yerde...;
- plates'ten çıkan 2 kız kocaman bi çilekli tartı silip süpürdüğünde ve yine ders sonrası vücudunun heryerinin sızladığını ve bunu yapamayacağını anlayıp gülme krizine girdiğinde,
- Ev arkadaşın sadece muz, cornflakes ve nutella üçlüsü ile yaşamını sürdürdüğünde, (bunu nasıl yaptığımı bende bilmiyorum ve bana nasıl dayandın:))
- Bir baba kız sabah yürüyüşüne çıktığında, (Hergün yürünecek)
- Bir anne kızına muhteşem hırkalar ördüğünde, (Sonuncusu da bitti mi?)
- Nişantasında bir bankanın -1. katında 4 ay fareler gibi yaşayıp arada bir yemek yemeğe çıktığında,
- Hayata çok yakın bir dizi izlerken bi anda kendi içine bakıp düşünürken, gözünden yaş aktığında,
- Çok güzel piano çalıyosun diye senden sürekli hendel'in paskalyasını çalmasını isteyen bi arkadaşın olduğunda,
- Kaş-olimpos-çıralı yollarında road trip yapıcam derken bi anda 1 jipe 8 kişi nasıl sığar? fıkrasını gerçeğe dönüştürdüğünde,
- Oğlak burcunun ne kadar mükemmel olduğu yineleyen ve o burç ile ilgili aylık durumları devamlı yanındaki oğlak burcu kadınlarına anlatan bi ses duyduğunda,
- Hiç ummadığın bi anda sırtından aşağı buz gibi bi bardak efes döküldüğünde, (bence güzeldi)
- 3 ay boyunca sabahlara kadar çalışırken bile gecenin bi yarısı ofiste yalın ayak dans ederek nil şarkıları söylediğinde ve çantanda çorap ve dürüm gibi bilumum şeyler barındırdığında, (iğrenciz yaa)
- Bir ofis dolusu güzel kız kendini yemek, şarap ve dedikodu içinde bulduğunda,
- İlk işe başladığında asansörde sana günaydın demeyen kızın sertliğinden korkmana rağmen sonrasında o kızın en sevdiğin olduğunda, (gerçekten aslında yumuşak biriyimdir tanıyınca anladın dimi)
- Deli gibi kar yağan bir günde tedx'e gidicem diye tutturan bir deli deli kulakları küpeli kızla kar fırtına demeden yollara düşüp köprüler geçtiğinde, (değdi ama dimi?)
- Fazla konan alkolü yüzünden acısından boğazından geçmeyen bir vodkalı jöle yediğinde,
- Hiç tanımadıklarınla amsterdam turu ile ilgili yeni bir bilgi aldığında,
- Salsa öğrenmek uğruna kurs çıkışı kendini istiklalde adım çalışırken bulduğunda ve her derse gidişinde önceki adımları unuttuğunda,
- Yeni bir müzik keşfedip heyecanlandığında, ya da izlediğin filmi hemen birine izletme ihtiyacı duyduğunda,
- Yanında yaşlı albino bi buldog, deli gibi horladığında, hatta tüm ağırlığı ile üzerinde uyuduğunda,
- Gecenin ay pardon sabahın bi saati istiklalde tipi yağarken biri sana "sarhoş olmayan yok mu?" diye bağırdında,
- Hisar-Bebek-Arnavutköy arası saatlerce yürüyüp en gizli sırlarını paylaşırken, balıkçıların bunları duymasından korkup sessizce kahkalar attığında,
- Tüm film festival afişleri asıldığında, evde yapılan sinema partilerinde veya festival filmine yetişebilmek için şekeri düşen ve bayılan bir kız gördüğünde,
- Bambus'da su balesi yapmaya çalışan ya da konyaaltında güneşin altında uyuyup kalıp tüm gece acı ile sızlanan iki kız sesi duyduğunda (çillerim bana o günden hatıra)
- Çok açım ben dediğinde biri sana güzel bir kahvaltı ile muhteşem bi omlet yedirdiğinde, ya da yaptığı bir tabak tramisuyu sana bıraktığında (Tabağımı isterim giderken götürücem:))))
- İlk önce ana yelkenin mi? yoksa flog'un mu? fora edileceğini hep karıştırdığında, (bunu hep karıştırıcam galiba)
- Hadi çay yapalım, isteyelim, içelim lafını duyduğunda,
- Ankaradan gelen arkadaşlarına fındıklı vodkayı göstericem derken ipin ucunu kaçırıp, sokaktaki çalgıcıyla şarkı söleyen bi kız gördüğünde, (kayıtlar hala duruyosa silin lütfen)
- Bir ay sonra evlenecek geline doğru araba kullanabilsin diye ona co-pilotluk yapan kız gördüğünde, (iyiki yapmışım seni ve kendimi sağ salim eve ulaştırmışım)
- Dolapta yiyecek ne var kız? sorusunu boş bırakmamak için çikolata stoğu bulunduran bir kızın evine gittiğinde,
- O çok sevdiğimiz şarkılar kulağında tınladığında ve sen şarkıyı hatırlayıp sözlerinin içinde kaybolduğunda,
.....Gördüğünde, duyduğunda ve yaşadığında aklına ben gelirsem eğer, bana bi şekilde ulaş. Ben tüm bunları yaptığımda ve aklımın bir köşesine gelicek ve sizi hatırlıcam. Bir şekilde size ulaşıcam ve yüzümde kocaman bir gülümseme olucak . Hani olur ya yolda yürürsün ve bi anda aklına gelir yüzüne bir tebessüm yapışır dakikalarca düşünür, gülersin ve sonra şöle dersin"kendi kendime gülüyorum delimiyim ne?"
Artık birazda burdan yapıcaz tüm bu yaptığımız fikri-alışverişleri,
Yakında buluşalım canımcım
Ps: Günün birinde ile başlayan tüm paragrafın fikri, hayatında sadece Avustralya'da kuala olup, yaprak yiyerek uyumak isteyen ancak şu anda londrada çakma sarışın bir kanguru olarak yaşamını sürdüren çok sevgili arkadaşıma aittir. Fikir ondan alıntıdır, çok sevilmiş ve taklit edilmiştir. Nede olsa yazarlık ve çizerlik onun genlerinde de mevcuttur.
canim arkadasimmm :))) senin o aci jölelerini kusana kadar yerim valla!!! iyi bak kendine oralarda, gitmeden son kez görüsemedik kaldi icimde.. opuyorum seni en kocaman!
YanıtlaSilSuper bir yazi olmus Ceren, ellerine/diline/kalbine saglik:)
YanıtlaSilHic birakmaman dilegiyle,
Londra'ya hosgeldin tekrar:)
ya sen ne güzel yaziyosunnnn!
YanıtlaSil